Antalyaspor Sevdalısı Ben Yani İlkay Arslan

11 Kasım 2009 Çarşamba

Belediyesporlar ve Subaşı

Rakibimiz olduğu için ve yenildiğimiz için söylemiyorum ama, Belediye takımlarının şehir takımlarını yendiği zaman moralim bozuluyor.

Amatör branşlara ağırlık vermesi gerektiğine inandığım belediyelerin, trilyonları Süper Lig’de yer alan bir takıma harcaması bana mantıksız geliyor.

Parasını harcadığı halkın umurunda bile olmayan bir takım ne için mücadele eder anlamış değilim.

Belediyeler o kentin takımlarına destek olsunlar ama Belediyespor adıyla yer almasınlar. Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbulspor gibi köklü bir kulübe versin desteğini, en azından belli bir taraftarı vardır, kenti temsil eder.

Belediye Başkanlarının kulüp başkanı olmasını engelleyenlerin, amatör hariç futbolda Belediyespor’ları da engellemesi gerektiğini düşünüyorum.

Karşılaşmayı Antalya’da bulunmamız gerektiğinden izleyemedik ama aldığımız bilgiler, maçın başında yenen golün üstesinden gelinemediğini gösteriyor.

Zaten ilk golü yediğimiz hiçbir maçtan puan da çıkaramadık bu yıl.

İki önemli hastalık var takımda.

Birincisi, gol yedikten sonra bocalama dönemi uzun sürüyor, hatta bitmiyor. İkincisi, gol attıktan sonra koruma çabası. Bu iki sorunun da üstesinden gelinmeli.

Aklıma takılan bir başka konun da maçla ilgili, neden 90 dakika içinde sadece 1 oyuncu değişikliğinin yapıldığı. Ve ilginçtir, o değişiklik de Sergey’in yerine oyuna alınanın Sedat olması.

Balili, Veysel, Ahmet Kuru gibi forvetler, Korhan gibi hücuma dönük oyuncular varken neden kenardalar, neden tercih edilmediler, neden gol gerekliyken forvet çıkarılıp savunma ağırlıklı bir oyuncu alındı bilmiyorum.

Kazanılsa puanların eşitleneceği ve üst sıralar için moral depolanacak bir maçtan hem yenilgiyle, hem de Orhan ve Kerim gibi iki önemli oyuncunun cezalı olmasıyla ağır hasarlı geçildi maç.

Lige ara verilmesi, yenilgiden sonra geldiği için iyi oldu. Denizlispor deplasmanı, yine kritik bir hal aldı. Ne yapılıp edilmeli, puansız dönülmemeli.

Ve gelelim bu haftaki ‘Kuru Fasulye’ günümüze.

Öncelikle haber müdürümüz Şifa Çiçek’in önerisiyle başlayan bu özel sohbet günümüze ilginin her geçen hafta arttığının altını çizmek isterim.

İlgiyle okuyanların yanı sıra, kuru fasulyemizin tadına bakmak isteyenlerin sayısı da gün geçtikçe artıyor.

Hasan Subaşı bu haftaki konuğumuzdu.

3. Ligin kapısından aldığı bir takımı nasıl Avrupa Kupası’nda mücadele eden bir takım haline getirdiklerini, iyisiyle kötüsüyle yaşananları anlattı Subaşı.

9 yıl boyunca yaşanan her bir anın dikkatle incelenmesi gereken anekdotlar içerdiğini röportajı okuyunca göreceksiniz.

Hasan Subaşı, bu kulübün efsane başkanlarından biridir. Sıkışıldığında deneyimlerinden faydalanılması gereken ilk isimlerdendir.

Kulübün nereden nereye geldiğinin en büyük canlı kanıtıdır Subaşı.

Okuyunca siz de göreceksiniz.

---
Murat ÖZGEN / Akdeniz MANŞET
muratozgen@antalyasporum.com

Hiç yorum yok: